6 Mart 2012 Salı

4+4+4

Öğretmen çocuğuyum. İki taraftan da. Annem sınıf öğretmeni, babam kimyacı. Hem de idareci. Ailemin çevresinin %90'ı öğretmen. Hem de öğretmen olmak istediği için öğretmen olmuş bir nesilden. Kısacası ben bir yetişkin olana kadar hep öğretmen gördüm çevremde. Hep birileri plan defteri yazdı, hep ailesinin ekonomik durumu yüzünden okuyamayan bir çocuğun hikayesi oldu akşam sohbetinin konusu. Bir çare arandı çocuklar okusun diye.
Eğitmenlerle bu kadar yoğun teşrik-i mesaim sonucunda ise geldiğim nokta şu. Eğitim sistemi kolayca değişmemeli, değişecekse de yumuşak geçişler olmalı. Bunun için binlerce sebep sürebilirim ortaya ama en akılcısı şu, zaten öğretmenler binbir yoksunlukla mücadele ediyorlar. Ve kahretsin ki birisine (binlercesine-milyonlarcasına...) bir şey öğretmen zor bir süreç. Emek, ilgi, motivasyon, konsantrasyon istiyor. Bu insanlara işlerine odaklanmaları gereken kolaylığı sağlamalı sistem, her sene alt üst olarak sil baştan başlamamalı.
Baksana, benim bir parçası olduğum yaklaşık 25 yıllık dilimde eğitim kaç tur değişmiş?
5 yıllık ilkokulla başladık, sonra Anadolu Lisesi sınavları vardı. Lise, branşlıdan krediliye döndü 90'larda. Öğrenci, öğretmen anlayana kadar çatladı krediliyi. 6 Mat A olamadık hiç bir zaman. Pek Amerikandı, vizyoner gibiydi. 5 sene sürdü kredili. Üniversite iki basamaktı, ilki kolay ikincisi zor. Sonra tek basamağa düştü, zor sınavı kaldırdılar. Bir ara sınavsız olacak dendi. Sonra yine iki sınav oldu. İlkokul ile orta birleşti, 5+3=8 etti, Anadolu Lisesi'nin orta kısmı kalktı. Hazırlık liseye çekildi, lise 4 yıl oldu. Hazırlık kalktı. Anadolu Lisesi Sınavı OKS oldu, LYS oldu. Sınav üç seneye bölündü, sonra tekrar birleşti sanırım. ÖYS kalktı, YGS oldu. Ortaöğretim Puanı bir ara önem kazandı, sonra kaybetti. İki sene Real Sociedad'da oynayıp kulübüne geri döndü. 7 çok geç dendi, ama okul hep 7'de başladı.
Hani şu yaşlı amcalar vardı ya biz küçükken yanaklarımızdan bıyıkları bata bata öperken, "Cebir dersiniz var mı?", Maarif Mektebi'ne mi gidiyorsun? gibi anlamadığımız sorular soran. İşte onların bir ömürde yabancılaştığı eğitim sisteminden biz 5 senede koptuk. Yeğenler ilköğretim 7'ye geçtim, lise 4'ten sonra sınava giriyom falan dediğinde zaten o amcalar kadar boş bakar olmuştuk.
Bugüne kadar, ağırlıklı olarak teknik sebeplerle değişti eğitim. Bir tek 5+3 yerine zorunlu 8 yıllık eğitimde siyasi aroma vardı. Şimdi de siyasi sebeplerle değiştiriyor başefendi sistemi. Ben öyle anlıyorum. Gördüğüm bir kaç belirgin etkisi var 4+4+4'ün, eğer başka var ben anlamadıysam lütfen anlatınız, öfkeliysek de dinlemeye hazırız.
- Okul 6 yaşında başlıyor. Branşlaşma 6+4=10 yaşında.
- Yani din dersi 10 yaşında başlayacak.
- Zorunlu eğitim 4 yıla düşmüş olacak. Aileler çocuklarını 10 yaşından itibaren çeşitli sebeplerle okuldan alabilecek. Zaten bir kaç yüz milyon nüfusu olan bir ülke vizyonu var iktidarın. Ucuz işgücü gerekiyor.
- İmam hatip okullarına da 10 yaşında gidilecek. (İmam-hatip okulunu bu kadar tartışmak bile tuhaf. Normalde imam-hatip ile motor meslek aynı kategoridedir. En fazla o kadar tartışmalı, ama garip ülke burası.)
Bunlar dışında önemli bir kalem varsa atladığım lütfen hatırlatın.
Peki bütün bu büyük siyasi resmi bırakalım teknik bir kaç noktaya gelelim, bu blogun sahiplerini de ilgilendiren.
Abilerim-ablalarım, ilkokul 6 yaşında başlayacak diyorsunuz. Yani çocukları 5 yaşını doldurduktan sonraki ilk yıl okula alacaksınız. (düne kadar bu 6 yaştan sonraki ilk sene idi. 2011 Eylül'de 2005 doğumlular okula başladı gibisinden). Mesela geçen yıl Nisan ve Güney 68 aylıktı okul açıldığında, almadınız 1.sınıfa. Seneye dediniz. 2012 Eylül'ünde yıl 80 aylık bu çocuklarla 2007'lileri (68 - 56 ay) aynı sınıfa mı koyacaksınız?
Yukarıda Güney'in kendi kendine oyun oynarken yazdığı, kendi tabiriyle "formül kağıdı" var, iyi kötü iki basamaklı sayıları toplayabiliyor işte. Tüm kelimeleri okuyabiliyor, zor bela matematik bile yazmış. Peki 2007 Aralık'ta doğmuş ve eski yasaya göre henüz anasınıfına gitmemiş (2012 Eylül'de gitmeyi düşünüyordu çünkü) çocukla aynı birinci sınıfa koyarsanız hangi çocuğa yazık olmaz? Büyüğe mi küçüğe mi, hatta ve hatta yeni atanmış 25 yaşındaki öğretmene mi?
Anasınıfı okumamış 5 yaşındaki çocukla, temel okul öncesi eğitimi almış 7 yaşındakini hangi hakla aynı kategoriye, aynı sınıfa sokarsın? Anasınıflarında bile yılın ilk 6 ayı doğanlarla ikinci 6 ayı doğanları ayırıyorlar, yaş grubu farketmemesi için. Ne hakla 2006'lı ve 2007'leri aynı sınıfa toplarsın? Hadi bu sene bunu yapmadın, seneye yapacaksın. O da olmadı 2. sınıftakilerin 8, 1'dekilerin 6 yaşında olduğu bir yıl yaratacaksın. Bir yığılma ya da bir boşluk yaratıyorsun, hangi akademik çevrelerle tartıştın bunu. Sen dindar nesil yetiştireceksin diye bir nesli nasıl harcarsın?
Çocuklara kıymayacaksınız efendiler. Eğer ki hepsi aynı döneme sıkıştıysa çocukların çektiği acılar dönüp kendine bakacaksın. Kıymayacaksın çocuklara. Eğer açlıktan ölen bebeği gördüyse bu gözler http://www.haber7.com/haber/20110425/25-aylik-Kubra-bebek-acliktan-oldu.php, her gün bir sürü çocuğu tutukluyorsan ve son 10 yılda ceza alan çocuk sayısı 10 katına çıktıysa http://www.adlisicil.adalet.gov.tr/istatistik_2010/cocuk/cocuk17.pdf , Pozantı Cezaevi'nde çocuklarına işkence yapıyorsan, annesi dersane borcu yüzünden cezaevine girdi diye intihar ediyorsa senin ülkenin çocukları, kız çocuklarına onlarca kişi tecavüz ediyorsa boşuna darbe arama telefon kayıtlarında. İnsanlığa daha büyük darbe olmamıştır çocuklara verilen zarardan başka.

2 yorum:

DağlarKızı dedi ki...

merhaba, izninizle blogumda bu yazıya link vermek istiyorum. Konuyu çok güzel özetlemişsiniz.

Ve evet ne yazık ki ülkemde bunca önemli olan eğitim konusu giderek daha da zavallı bir duruma geldi.

sevgiler

cuckan dedi ki...

son paragrafın üstüne söylenecek söz kalmıyor zaten. Kİmin neyi neden istediği açıklanmış oluyor.