11 Temmuz 2012 Çarşamba

Büyü


20 sene kadar oldu.  Grup Yorum'un ilk albümü Sıyrılıp Gelen elime geçmişti. Kasedi yine 20 küsür yıllık dostum Utku'dan ödünç almıştım. Boş bir RAKS kasede çekip çekmeyeceğime karar vermek için önce bir dinlemek adettendi. Boş kaset bile çok ucuz bir şey değildi, ancak hakedenler kopyalanırdı. Gündüz okulda elimde evirip çevirdim kaset kapağını. Yanılmıyorsam içinde şarkı sözlerinin de olduğu tumturaklı kapaklardan değildi. Bir yapraklık, şarkıların söz müziğini kimin yaptığı dışında sözlerin olmadığı bir kapak.
Akşam eve gidince. Kaset teknolojisi itibariyle A1'den dinlemeye başladım. A1'deki "Büyü" şarkısını "sihir" anlamına gelen büyü'den bahsettiğini düşünmüştüm, beni şaşırttı. Bir ninniyi andıran sözlerle bir çocuğa söylenen sözlerdi. "Büyüyüp de onyedine geldiğinde baban sana idamlar alacak" finalini ilk duyduğunda ise çarpılmayan yoktur. Ben de çarpıldım. Hep çocuk kalan Erdal Eren'e de bir selam buradan gönül borcumuz olsun.

Buraya büyümekten geldik. Daha doğrusu siz Google search'ten falan geldiniz de, ben büyümek hakkında düşüne düşüne buraya vardım. Zira Nisan ve Güney bir ayda büyüdüler.
Okulların kapanmasıyla 3 haftalığına babaanne ve dedesine giden bu iki arkadaş, son bir aylık sürede neredeyse yeni doğan bir bebeğin bir ayı gibi hızla evrim geçirdiler.
Hadi fiziksel büyümeyi kabul ettim. Küçük çakallar babanne ve dedeyi süper bağlamış, çatal-kaşığı terketmiş kendilerine yemek yediriyorlar. İştahsız kişiler ya bir de, bu metotla 1-2 kilo almışlar. Yüzme öğrenmişler, hem de gayet korkusuz, eğlenerek yüzüyorlar, atlıyorlar suya.
Ama esas büyüme duruşlarında oldu. Çalışan annelerin, yazı anneanneleriyle geçiren yazlık çocukları olarak 4-12 yaş arası çocuklardan oluşan büyükçe bir grup. Çeteler kuruluyor, dedikodular yapılıyor, kızların-erkeklerin ayrı buluşma yerleri, şifreleşmeler neler neler. Bu heyecanlar tam olarak kaç yaşında başlıyordu ki? Bizimkilerde başlamış, bu da artık aileye bağımlı çocukluktan çıktık demek sanki.
Yazlıktan dönünce bu sefer de Spor Okulu'na başladılar. Nisan ve Güney için bir sürü ilk de oradan geldi. Sporla ilgili yaptıkları faaliyetlerin coşkusu, güzel, eyvallah. Da yine esas heyecan ilk kez servise binmeye başlamalarından (kendi deyimleriyle serbis çocuğu olmalarından), harçlık almalarından geldi.
Akşama kadar "Güney'in 1 lirası vardı, 25 kuruşa şakamaka aldık, birini Özlem'e verdik, o bana 50 kuruş verdi, ben Nisan'ın patlayan sakızından tattım, ona topkek ısmarladım" muhabbeti bitmiyor, ve dinlemesi de acayip keyifli.
Dün son büyüme emaresi Nisan'dan geldi. Anasınıfından arkadaşları Zeynep, Deniz ve Umut Ali ile buluştu bizimkiler. Haftaların özlemi çılgın buluşmayla sonlandı. Ben çocukları anneleriyle bırakıp ayrıldım bir süre sonra. Bir ara benim telefonum çaldı, arayan Ayşen ama ses Nisan.

+ İyi günler beyefendi
- Buyrun hanfendi kimi aramıştınız?
+ Erdem Bey'le görüşecektim
- Benim, kim acaba arayan?
+ Ben elektrik dairesinden arıyorum. Size 155,624 dolar elektrik parası gelmiş.
- Eyvaah, napıcam ben bu kadar parayı ödeyemem.
+ O zaman bir 65 dolar verirsiniz artık.
- Tabi tabi. Sizin isminiz neydi acaba?
+ Mehmet benim adım
- E, Mehmet erkek ismi değil mi hanfendi?
+Sormayın, annemler böyle tuhaf bir isim koymuşlar işte. Bana da çok zor oluyor.
- Peki benim telefonumu nereden buldunuz?
+ Yeşer hanımı tanıyor musunuz? Ondan aldım
- Tamam hanfendi, ben yarın size 65 dolar getiriyorum.

Hadi bir milat daha aşıldı. Arkadaşla takılma, servis, harçlık iyi hoş da; ilk telefon işletmesi önemlidir, Tarihe not düşmeli. Büyüyor bizimkiler :)


5 yorum:

Umut dedi ki...

Vay be... Bir de büyü'yü dinledim de, insan harbiden çarpılıyor...

Umut dedi ki...

Vay be... Ben şimdi bu parçayı dinledim de, harbiden çarpılıyor insan.

write to me often dedi ki...

En son bu telefon işletmesinde Annemler adımı Mehmet koymuş, bana da çok zor oluyor cümlesi var ya! Allah acayip çok yardım etsin size. :)

Ama çok eğlenceli çocuklar, evde eğlence hiç eksik olmaz.

Adsız dedi ki...

yüzmeyi öğrenmişler demek bir de! Çok süper okuması bu arada, lütfen daha sık yazın Ayşen de yazsın:)

nalan dedi ki...

işletme değil, veletler işletme fakültesini bitirmiş gibi laf ediyorlar.
katılıyorum, Allah acayip çoook yardım etsin :)